Ç A Y Share
Çay Çeşitleri Bitkisel Çaylar Ulusal Çay Konseyi Yönetmeliği Çay Kanunu Taslağı
Beyaz Çay Bardakta çay Çay üretimi/Tüketimi ve Fiyatları Yeşil Çayın Faydaları ve Üretimi
Buzlu Çay Yeşil Çay Çayın Demlenmesi Siyah Çayın Faydaları
Dünyada Çay Çay Yaprağı, çiçek ve tohum Çay'da dikkat ! Çay Araştırma Merkezi
Çayın Gübrelenmesi

Yıllar İtibariyle Yaş Çay Fiyatları

Çayda Fire Kaçak Çayın Zararları

Karadeniz Bölgesinin geçim kaynağıdır Çay. 1917 yılında Ali Rıza ERTEN, Batum ve Kafkasya 'da incelemelerde bulunmuş, Doğu Karadeniz Bölgesinde Çayın yetiştirilebileceğini bir raporla bildirmiş ve 1924 yılında Ziraat umum mufettişi Zihni DERİN tarafından çay fidanı yetiştirilmeye başlanmıştır.

Doğu Karadeniz Bölgesi, hem toprak bakımından, hem de iklim bakımından çay bitkisi için çok elverişlidir. Çay bahçelerinde, zirai mücadele gerektiren zararlılar bulunmadığından herhangi bir tarımsal ilaç kullanılmamaktadır. Bu sebeple Türk çayında herhangi bir zirai ilaç kalıntısı bulunmamakta ve dünyadaki en tabii çay konumunda bulunmaktadır.

Ülkemizde çay ürünü Mayıs - Ekim arasında 6 aylık süre içerisinde üç sürgün şeklinde hasat edilirken, diğer üretici ülkelerde bu süre 9 ile 12 ay devam etmektedir. Doğu Karadeniz Bölgesinde 830.000 dekar çaylık sahada yaklaşık 208.000 üretici çay tarımı ile uğraşmakta, yıllık yaş çay ürünü rekoltesi iklim ve tarımsal teknik koşullara bağlı olarak 1200-1250.000 ton arasında değişebilmektedir.

Çay üreticilerinin %80'i 0.5 - 5 dekar, %17'si 6 - 10 dekar, %2'si 11-15 dekar, % 1'i 16-30 dekara kadar çaylık alana sahiptir. Çay tarımı çoğunlukla küçük aile işletmeciliği şeklinde yapılmaktadır.
 

Çay, tropikal bölgelerde ve iklim bakımından nemli olan, çok yağışlı sıcak alanlarda yetişmektedir. Bu şartlara sahip, deniz seviyesinden yüksek bölgelerde daha kaliteli ürün alınır. Bitkinin yetişebilmesi için yağmurun, özellikle gelişme devrelerinde, muntazam ve devamlı olarak yağması gerekir. Çay bitkisi kireçsiz bol asitli toprakları sever.

Türk Çayının üretimi modern teknoloji kullanılarak yapılmaktadır. Üretim aşamalarının hiçbirinde kimyasal madde veya herhangi bir katkı maddesi kullanılmamaktadır. Çaykur üretimde doğadan aldığı saflığı tüketicilerinin bardağına kadar korumayı ilke edinmiştir.

Doğanın Yeşili ile Denizin mavisinin buluştuğu yer olan RİZE ve yöresinde yoğun bir şekilde yetişen bu ürün her sabah kahvaltımızla bizimle beraberdir...

YAŞ ÇAY YAPRAĞI

Theacea familyasının Camellia sinenensis (Thea sinensis L.) türüne giren kültür  bitkileri üzerindeki genç sürgünlerin ucunda oluşan, tepe tomurcuğu ile bu tomurcuğun altındaki taze ve körpe birinci ve ikinci yapraklardan oluşan, lif vermeyen ve usülüne uygun olarak toplanan filizlerdir. Bu iki tam yaprak ve bir tepe tomurcuğundan oluşan çay sürgününe iki buçuk yaprak denir. Tomurcuktan henüz ayrılmamış, sap ve ayası oluşmamış, gelişme durumundaki yapraklar da tomurcuktan sayılır. 
Yaş çay yaprağı, sağlam, temiz, tam, ezilmemiş, pörsümemiş, solmamış, küflenmemiş olmalı, üzerlerinde güneş yanığı, hastalık ve zararlıların izleri ve aşırı nem bulunmamalı, aralarında ve üzerlerinde hiç bir yabancı madde olmamalı, kendine özgü renk ve kokuda, taze ve körpe görünüşlü olmalıdır.

Üç Buçuk Yaprak: Üç buçuk yaprak, üç tam yaprak ve bir tepe tomurcuğundan oluşan çay sürgünüdür.
Çok Yapraklı Filiz: Bir tepe tomurcuğu ve üçten fazla tam yapraktan oluşan çay sürgünüdür.
Kör Yaprak: Tepe tomurcuğu hiç oluşmamış veya gereğince gelişmemiş iki veya daha çok yapraklı çay sürgünüdür.
Taze Kör Yaprak: Çay yapılabilecek ölçüde taze olan kör yapraktır.
Kart Kör Yaprak: Çay yapılamayacak kadar kartlaşmış olan kör yapraklardır.
Taze Tek Yaprak: Çay sürgünlerinden herhangi bir sebeple koparılan  veya ayrılan çay yapraklarıdır.
Kart Yaprak: Kesimin gecikmesi  sonucu çay yapılamayacak kadar kartlaşmış olan iki buçuk yapraklı sürgündür.

Çay bitkisi doğada büyümeye bırakıldığı zaman bir ağaç görünümü alır. Gelişme yüksekliği türlere göre farklılıklar gösterir. Çay bitkisi yaprağını dökmeyen bir bitkidir. Yeterli düzeyde sıcaklık ve nemin bulunduğu yerlerde yıl boyu sürgün oluşumu sürer. Yeterli düzeyde sıcaklık ve nemin bulunmadığı yerlerde, soğuk mevsimlerde, sürgün oluşumu duraklar, yaprak ve tomurcuklarda gelişme olmaz.  Sürgün döneminde yağmurun bol ve sıcaklığın yeterli olması gerekir, aksi taktirde bitki beklenen sürgünü veremez, gelişme önemli ölçüde geriler ve dolayısı ile ürün miktarı önemli ölçüde azalır. Çay bitkisinde güçlü bir ana kök (kazık kök) ile çoğunlukla 2-3 sıralı yan kökler vardır. Genel olarak gelişmenin üçüncü yılından başlayarak saçak kökler oluşmaya başlar. Ana kök oldukça derinlere gider ancak, saçak kökler toprağın yüzeyine çok yakın bulunur. Çay bitkisinin gövdesi esmer ya da koyu esmer renktedir. Dallanma özelliği yüksektir.

Çay Tohumu ve Çay Çiçeği

Çay çiçek açan bir bitkidir. Çiçeği beyaz renkli ve güzel kokuludur. Çiçek açma zamanı çeşide ve gelişme ortamına göre değişir.

Çiçek tohumlarının oluşması ve açması, çay yapraklarında aroma maddelerinin birikmesine yol açar. Bu nedenle bu mevsimde alınan yapraklar nitelikli çay üretimi için ayrı bir önem taşır. Çay bitkisinde meyveler olgunlaşmadan önce yeşil olup, kalın kabuklu, yaklaşık 2.5 cm çapında ve 1-4 bölmelidir. Meyve sapı kısadır.

Meyvenin her bölümünde genellikle bir tohum oluşur. Meyve olgunlaştığı zaman tohumlar kahve renkli olur ve bölmeler açılarak tohumlar dökülür. Tohumlar genellikle 1-2 cm çapında küre ve yarım küre şeklindedir. Tohumların üzeri sert bir kabukla kaplıdır.

ÇAY BİTKİSİ

Latince adı, Camelia Sinensis olan çayın anavatanının Yukarı Brimanya olduğu kabul edilir. Buradan da kuzey doğuya ve güney batıya yabanıl olarak yayıldığı düşünülmektedir. Günümüze gelinceye kadar çayın başlıca çeşitleri olan Assam ve Çin çaylarından çok sayıda melez oluşturulmuştur. Bugün yaklaşık 1500 çeşit çay vardır.

Çin çay bitkisinin almaşık dizilişli derimsi yaprakları, en çok 12 cm uzunluğunda, 2 cm genişliğindedir. Mızrak biçimindeki yaprakların kenarları dişli, kimi zaman hafif kavislidir. Assam çayının yaprağı ise ovaldir ve uca doğru incelir. Çin çayına göre daha sulu olan yapraklarının uzunluğu 15-25 cm’yi, genişliği 10 cm’yi bulabilir. Çin çayı 3-4 m uzayabilirken, Assam bitkisinin boyu 8-15-30 m’yi bulabilir ve budanmadığı zaman bir orman oluşturabilir. Fakat ürünün kolaylıkla toplanabilmesi için bu bitkilerin boylarının 2 m’yi geçmesine izin verilmez. Purning denilen bu işlem sayesinde yoğun bir bitki tabakası oluşur.

Tarım alanının iklimi ve deniz seviyesinden uzaklığı, çayın kalitesini belirleyen önemli etkendir. Çin çeşidi, karakteristik yapısı nedeniyle daha çok ılımlı bölgelerde yetiştirilmeye uygundur. Assam çeşidi ise, sıcak bölgelerde de yetişir. Günümüzde Çin ve Assam bitkilerinden çok sayıda melez oluşmuştur. Böylece hem has hem de dayanıklı farklı türler elde edilir. Bunların en önemlisi çok dayanıklı bir ürün olan Assam melezidir. Bu çayın bir fidanı yılda yaklaşık 200 gr ürün verir.

Çayın aromasının yoğunluğu, her şeyden önce tarım alanının denizden yüksekliğine bağlıdır. Çay bitkisi ne kadar yüksekte yetişirse, aroması o kadar iyi olur. Deniz seviyesinden 2400 m yükseklikte yetiştirilen Seylan Çayı, üretimindeki zorluğu ve yoğun aroması nedeniyle, son derece değerlidir.

Çayın tadını ve kalitesini belirleyen başka bir özellik de, hasat sırasında en üstte bulunan iki yaprakla çay filizinin elle koparılmasıdır. İklim ve toprak gibi sürgün adı verilen çay hasatları da çayın tadının farklılaşmasında etkendir.

Çay yaprağında yaklaşık %12 oranında tabaklama maddeleri ve % 2.5-4 oranında kafein vardır. Çay tadını ve uyarıcı etkisini bir alkoloid olan kafeine borçludur. Çay bitkisinin yaprak uçları ve üstteki yaprakları daha çok kafein içerir.

Çay Üzerine Kar (Resimleri büyütmek için üzerlerine tıklayın...

DÜNYADA ÇAY

Dünyada, ülkemizin de içinde bulunduğu 40 kadar ülkede çay tarımı yapılmaktadır. Dünya çay üretimi (siyah ve yeşil) yaklaşık 3.400.000.- tondur.

DÜNYA ÇAY ÜRETİMİNDE

·

Türkiye'nin Çay Konusunda Dünya Üzerindeki Yeri:
 Çay tarım alanlarının genişliği bakımından üretici ülkeler arasında 6. sırada,
 Kuru çay üretimi bakımından üretici ülkeler arasında 5. sırada,
 Yıllık kişi başına tüketim bakımından çay üreten dünya ülkeleri arasında 1. sırada yer almaktadır.

 Dünya Üzerinde Çay genel olarak İki Şekilde Tüketilmektedir:
 %75 siyah çay diye tabir edilen fermente edilmiş çay,
 %25 yeşil çay diye tabir edilen fermente edilmemiş çaydır.

Peki Çay nasıl Toplanıyor..İşte ...Çayın toplanmasına "Çay makası" diye adlandırılan, kesici bıçaklı, torbalı ve çift kollu makineler kullanılmaktadır.

Çay toplamanın zevki bir başkadır. Çay toplarken fıkra anlatmalar, şarkı söylemeler her zaman karşılaşılan eğlencelerdir..RİZE'de

ÇAYIN GÜBRELENMESİ

Çayın gübrelenmesi için; organik ve kimyevi gübreler kullanılır. Organik gübrelerin başında ahır gübresi gelir. Bitki artıkları ile çaylıkların yüzeysel olarak örtülmesi de organik gübre olarak kabul edilir.

Ahır Gübresi
Toprağın su kapasitesini artırır, Su geçirgenliğini olumlu yönde etkiler.
Suyun toprak yüzeyinden akmasına, buharlaşmasına ve verimli toprağın taşınıp götürülmesine engel olur.
Toprağın kolay tava gelmesini sağlar
Kumlu topraklarda, toprak parçacıklarını birbirlerine bağlar
Killi topraklarda parçacıklar arasındaki bağı gevşeterek kök gelişmesi için daha uygun ortam hazırlar
Toprak havalanmasına olumlu etki yapar
Parçalanması sonucu oluşan karbondioksit ve organik asitler bitki besin maddelerini bitkiye yarayışlı hale getirir.
Toprak sıcaklığını bitki gelişmesi için uygun duruma getirir
Toprak mikroorganizmalarının üzerinde de olumlu etki yaparak, toprakta biyolojik değişmelerin hızını artırır.
Ahır gübresinin etkisi, giderek azalmak suretiyle, 3-4 yıl sürer.

Bitki Artıkları

Çaylıkların bitki artıkları ile örtülmesi,toprak ve su korunmasında etkili olur.
Organik gübre olarak, bitki artıklarının yanında sap ve saman karışımı, orman ağaçlarının yaprakları, özel olarak bu amaç için yetiştirilmiş ot ve benzeri bitki materyalleri kullanılabilir.
Budama artıklarının bahçeden atılmayarak, bahçeye serilmesi organik gübre olarak önem taşımaktadır.
Toprağı güneşin ve rüzgarın olumsuz etkisinden korur.
Toprağın çatlamasını önlediği gibi, yağmur damlalarının etkisi ile toprağın balçıklaşmasını da önler
Toprak yapısını düzelterek kök gelişmesi için uygun ortam hazırlar.

Kimyevi Gübreler

Kimyevi gübreler, bileşiminde bir veya birden çok bitki besin maddelerini ihtiva eden gübrelerdir.
Öncelikle organik gübre tercih edilmelidir. Yeterli organik gübre olmaması durumunda, kimyevi gübreler kullanılır.

Çaylıklara Gübre Verilme Zamanı ve Miktarı

Çaylıklara 3-4 senede bir, dekara 3 ton ahır gübresi verilebilir.
Ahır gübresi budamadan önce verilmelidir.
Budanan çaylıklara Mart - Nisan, diğer çaylıklara ise Kasım - Aralık aylarında gübre verilebilir.
Gübre çay ocaklarının arasına taç iz düşümü dikkate alınarak eşit kalınlıkta serilmeli ve hafif çapa yapılarak toprağa karıştırılmalıdır.
Yapılacak çapanın derinliği 5 cm 'yi geçmemelidir.
Kimyasal gübreler çaylıklara toprak yüzeyine düzgün şekilde serpilerek uygulanır.
Düz alanlarda kurulu çaylıklarda gübreler, bitkinin taç iz düşümü dikkate alınarak, daire şeklinde bitki etrafına serilerek verilmelidir.
Meyilli alanlardaki çaylıklara da mümkün mertebe, gübreler eşit ve düzgün şekilde toprak yüzeyine serpilerek verilebilir.
Dar teras yapılmış alanlardaki çaylıklarda ise gübreler, terasın iç ya da yukarı kısmına, toprak yüzeyine serpilerek uygulanır.
Gübreler hiçbir zaman çaylıkların üzerine serpilerek verilmemelidir. Bu şekilde yapılan gübreleme, çay bitkisinin yapraklarında zarar meydana getirmekte ayrıca, gübrenin büyük bir bölümü toprağa ulaşmadan, yağmurla yıkanıp gitmekte, bitki bu gübreden faydalanamamaktadır.
Toprağa verilecek kimyasal gübre miktarı toprak analizleri sonucunda belirlenmelidir. Son yıllarda yapılan toprak analizleri sonucunda çay bahçelerinde kullanılacak en uygun kimyasal gübrenin 25:5:10 ( N P K ) terkibindeki kompoze gübre olduğu tespit edilmiş olup, her yıl dekara 70 kg kompoze gübre verilmesi önerilmektedir.
Gübrelemeden evvel yabani otların sökülüp çıkarılmalıdır.
Bir den fazla mevsim içinde dağıtarak gübre vermelidir.
Birinci gübre, ürün miktarını artırmak için mevsim başında, kökler faaliyete geçmeden Şubat/Mart aylarında,İkincisi, Mayısda ocakları kuvvetlendirmek için,Üçüncüsü Eylül ve Ekimde ürün artışı için Temmuzda verilebilir

DİKKATE DEĞER NOKTALAR

Çay Satın Alırken:
Çay, kimyasal yapısı itibariyle çok çabuk nem ve koku çekmeye müsait bir üründür. Bu sebeple satın alacağınız çayın markette teşhir edildiği reyonun yeri önemlidir. Çayınızı alırken çay paketlerinin bulunduğu rafların deterjan, parfüm, kedi-köpek mamaları gibi kokulu ürünlerin uzağında olmasına dikkat edin. Ayrıca ambalajı sağlam olmayan çayları satın almayın.

Çayı Kullanırken ve Saklarken:
Doğru reyon ve sağlam ambalaj içinde alınan çay, kullanım için açıldığında hava almayan bir kapta ve kuru ortamda saklanmalıdır. Kokulu ürün diye tabir edilen deterjan, baharat, parfüm v.b. maddelerden tamamen ayrı bir yerde muhafaza edilmelidir.
Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, çayın kendisine has görünüş, renk ve kokuda olmasıdır. İçerisinde gözle görülebilen yabancı madde bulunmamalıdır.

ÇAYIN İÇİNDEKİ ANTİOKSİDANLAR CİLDİ DNA HASARINA KARŞI KORUR

Çay; kateşin barındırır ve güçlü antioksidan içerir. Taze, fermente edilmemiş çay yapraklarından üretilen yeşil çay, önemli miktarda kateşin barındırır. Tüm kateşinler; güçlü ve E, C vitaminine göre 50 kat daha fazla antioksidan kapasitesine sahiptir. Bu güçlü antioksidan; koruyucu gücü ile UV ışınlarına maruz kalmaya ve DNA hasarına karşı cildi korur.

White tea, yani beyaz çay; tomurcuk ve genç bitki yapraklarının kurutulmasıyla elde edilir. Çok az oksidasyona uğradıkları için, beyaz çay polifenolleri çok yüksek bir konsantrasyon içerir.
Çay özleri, yeni kolajen oluşumunda C vitamini aktivitesine sahiptir. Ayrıca cilt tonu ve yapısını geliştirmede de faydalıdır.
C vitamini etkisine sahip olan çay, aynı zamanda güçlü bir serbest radikal özelliğine sahiptir. Parlak bir cilde sahip olunmasına yardımcı olur.

Kırmızı çayın içinde bulunan Chrysoriol Rooibos maddesi bir başka önemli polifenoldir. Bu bileşik, güçlü antioksidan kapasitesinin yanı sıra anti-inflamatuar ve antimikrobiyal özellikleriyle de bilinmektedir. Bu madde, güçlü antioksidan özelliği nedeniyle cilt yaşlanmasına engel olur.

 ÇAY'da FİRE

* Çay pakette fire vermez.                                    
*Çay paketleme işinde, çaylar açık ve paketler halinde alınarak harmanlanıp, 100 gr.lık kutulara konulması halinde (dökülme-saçılma gibi olaylarda) meydana gelebilecek fire ve zayiat oranı % 1 olabilir.                                                                 
* Çayın satışında fire söz konusu değildir.                    
* Çay hülasasının (instant tea) özellikle toz haline getirilmesinde ve burada ambalajlanmasında uygulanacak fire oranı % 2'dir.    
* Çayların alınması belli bir tasnif işleme tutularak 250 gr., 500 gr. ve 1000 gr.'lık paketlere doldurulması, nakliye ve depolama  aşamalarında uygulanacak toplam fire oranı % 3'dür.                  
* 1 Kilo (Kuruçay) Çay'dan 225 fincan (kaliteli) 285 fincan (vasat) çay çıkar.                                                   
* Paketlenmiş çayın, tahmil, tahliye ve depolanması esnasında  uygulanacak fire oranı % 1-2 arasındadır.

KAÇAK ÇAY VE SAĞLIK


Kaçak Çayın Zararları, Türkiye, çay üretimi bakımından Dünya üzerinde en çok pazara sahip olan ülkelerin başında gelmektedir.
Dünyanın belki en kaliteli çayları denilebilecek kadar sağlıklı ve lezzetli çaylarıdır. Ayrıca Çay bizim ülkemizde, en iyi şartlarda ve insan sağlığına olumsuz etki sağlayacak hiç bir duruma maruz bırakmadan üretilir. Buna rağmen özellikle, ülkemize Güney Doğu komşularımız, olan Suriye, Irak ve İran gibi ülkelerin üzerinden, çoğu zaman eşek sırtıyla sınırlarımız içerisine kaçak olarak sokulmaktadır. Son derece sağlıksız olan bu çaylar, İran tarafından, Hazar Denizi kıyılarında üretilmektedir. Hazar denizinin kıyıları çok nemli ve elverişsiz olduğu için, böceklenme çok fazla olur.
Bu yüzden üretilen bu çaylar çok fazla böcek ilacına maruz kalmaktadır. Ne yazık ki, Güney Doğu halkının yarısından fazlası bu son derece sağlıksız olarak üretilen kaçak çayları kullanmaktadır.
Bütün sağlık kuralları ihlal edilerek üretilen kaçak çayların insan sağlığına bir çok zararları vardır.

Ayrıca kaçak olarak piyasaya sürüldüğü için, hiç bir sağlık denetiminden geçirilmemektedir. Diğer taraftan, her hangi bir yasal işlem uygulanmadığından vergi dahilinde değildirler. Bu yüzden, ülke ekonomisine çok ciddi zarar vermektedir. Kaçak çayın insan sağlığına olan zararlarını şu şekilde sıralayabiliriz:
Kaçak çayların hepsinde, haşere zehri olan, pestisit maddesi vardır.
Bu da kanserojen bir maddedir.
Kaçak çayın içinde bol miktarda bulunan bu madde insan sağlığına gerçekten çok zararlıdır.
Bir çok hastalığın, başlamasına veya ilerlemesine neden olur.
Kaçak çay, başta reflü olmak üzere bir çok mide rahatsızlığına neden oluyor.
Çok fazla kaçak çay tüketimi ilerleyen zamanlarda Demir eksikliğine bağlı olarak kansızlığı artırmaktadır.
Türk çayına göre çok daha uyaran madde içerdiğinden uyku bozukluklarına neden olmaktadır.
Birçoğu suni olarak boyar madde ile renklendirildiği için, kaçak çay tüketen kişilerin diğer insanlara göre, kansere yakalanma riskleri çok daha fazladır.

ÇAYIN HİKAYESİ

Çayın alt demliği kaynanadır. Sürekli kaynar durur. Hatta dikkat edilmezse taşabilir.
Üst demlik gelindir alt demlik kaynadıkça onunda harareti artar ama zamanlada olgunlaşır ve demlenir.
Gelinin kocası bardaktır her iki çaydanlıktanda yeterince nasibini alır.Biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin, bu nedenlede denge unsurudur.
Açık ya da demli çayın hoşa gitmemeside bundandır.
Çocuklar çayın şekeridir, tat verir. Çok şeker, çayın lezzetini bozar.
Şekersiz çaya alışanlara ise bir tanesi bile fazla gelir.
Görümce ise çay kaşığıdır. Arada bir gelir karıştırıp gider.
Kayınpedere gelince o da çay tabağıdır. Çayın demine suyuna karışmaz.
Bir kenarda lök gibi oturur. Sadece dökülenleri toplar ve çevreye zarar vermesini engeller.
Ancak arasıra boşaltılması gerekir. Yoksa taşıp herşeyi berbat edebilir.
Çay süzgeci ailenin sahip olduğu değerlerdir. Aileyi dış müdahalelerden korur. Delikleri büyük olursa çayın tadı kaçar.
Suyu ısıtan ateş ise hoşgörüdür. O olmadan çay da olmaz.
Kısacası bir bardak çay ailedir.
Ve…
Ağız tadı ile içilen bir bardak çayın üstüne yoktur.