KARADENİZ FIKRALARI

Sesli Karadeniz Fıkraları için tıklayın
Hacı murat...

Temel birgün otobanda gidiyormuş derken arabası arıza yapmış.Otostop çekmiş ve önünde bir ferrari durmuş.Gece tabi ki bizim hacı muratı bağlamışlar ferrarinin arkasına. İp gözükmüyor. Binmeden önce Temel konuşmuş:
-Aman abi yüzü geçmeyelim benim arabanın boyası dökülüyor da , demiş.Tamam demiş adam koyulmuşlar yola iyi güzel giderken bizimkilerin yanından bir porje fişek gibi geçmesinmi adamın aklı başından gitmiş ibre çıkmış 250-300 gidiyorlar başabaş bu sırada helikopterle tespit yapan görevliler rapor veriyor:
-Ferrariyle porje kapışıyor, arkadan hacı murat sellektör yakıyor.
FİZİK DERSİ
Temel, idris ve Dursun fizik dersindeler. Hoca sozlu yapmak icin Dursun'u kaldirmis.
- Kalk bakalim Dursun. Sicak bir gunde arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin?
- Cami acarim, hocam.
Hoca atlamis;
- Hah iste, o camdan giren ruzgarin ivmesi nedir?
Dursun'da yanit yok tabii. Oylece kalakalmis. Sifirini almis oturmus. Bu arada Temel fizikcinin lazlara gicik oldugunu bildiginden sira kendine gelecek diye korkmaya baslamis. Hoca bu kez,
- Sen kalk bakalim, idris. deyince Temel iyice sinmis. Hoca,
- Soyle bakalim idris. Sicak birgun ve arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin?
- Ceketimi cikaririm, hocam.
- Daha sicak oldu.
- Cami acarim, hocam.
- Hah iste, o camdan giren ruzgarin ivmesi nedir?
Idris de yanit verememis ve sifiri alip oturmus. Temel'i iyice bir telas almis. Hoca Temel'e donup,
- Temel, kalk bakalim. Sicak birgun ve arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin?
- Ceketimi cikaririm, hocam.
- Daha sicak oldu.
- Gomlegimi cikaririm, hocam.
- Daha da sicak oldu.
- Pantolonumu cikaririm, hocam.
- Oglum cok sicak oldu.
- Atletimi cikaririm, hocam.
- Oglum yaniyorsun sicaktan.
- Donumu cikaririm, hocam.
- Evladim, ter icinde kaldin.
- Herseyimi cikaririm, hocam.
- Sicak imanini gevretiyo yahu...
- Hocam, bosuna ugrasmayın açmam o camı...
--Temel Otelde--
Temel birgün otelin birine gitmiş.Otel sahibi Temel'i odaya kadar çıkarmış.Tam kapıyı kapatacakken Temel adama
-Odama bir orospu gönder!.demiş
Adam şaşkın şaşkın aşağıya inerken eşi neden böyle şaşkın olduğunu sormuş.Adam eşine;
-45 numaradaki adam bir orospu istedi.demiş
İyice sinirlenen kadın adama
-Çabuk git ve o adamı anasından doğduğuna pişman et.Otelimizden kov!demiş.
Adam kadına Ben bunu yapamam demiş.
Daha da sinirlenen kadın sinirli bir şekilde kendisi çıkmış odaya.
1 saat geçtikten sonra Temel üstü başı yırtık bir şekilde resepsiyona inmiş ve adama
-Ne biçim orospu göndermişsin yahu..S.kene kadar canım çıktı!
Bir araba dil döktüm!... :-)

AT YARIŞI :))
Temel birgün atyarışı oynamaya karar verir iyi tahminde bulunan birinden yardım ister hangi sayıya oynayayım der oda yaşın kaç diye sorar temel 45 der 4 le 5 e oyna der temel oynar ve kazanır ertesi gün tekrar gider yeniden sorar oda kaç yıllık evlisin der temelde17 der iyi 1 ile 7 ye oyna der temel yine kazanır.

Bu seferde temel kazandığı bütün para ve elinde ne var neyoksa herşeyi koyar, hangi atlara oynayım der oda cinsel organın kaç cm der oda 25 cevabını verir iyi der 2 ile 5 e oyna temel oynar. Ertesi gün temeli görmeye giderler temel çok üzgündür ne olduğunu sorarlar temelde gururuma yenik düştüm 13 kazandı der

Laz ve arkadaşı sinemaya gitmişler. Filmin bir yerinde bir at-yarısı sahnesi varmış. Tam yarış başlayacakken arkadaşı Lazin kulağına eğilip :
-Gel iddiaya girelim. Ben derim ki yarısı beş numaralı at kazanacak.
-Peki girelim.Ardından yarış başlamış ve hakikaten beş numaralı at yarışı kazanmış. Filmden sonra dışarı çıkan Laz ve arkadaşı konuşurlarken, arkadaşı Laza:
-Ulan ben sana oyun oynadım. Benim bu filmi ikinci görüşüm, beş numaralı atin yarisi kazanacağını biliyordum.
-Benim de bu filmi ikinci görüşüm ama nerden bileyim ayni atin üst üste iki kere yarışı kazanacağını?
Temel ve Sevgilileri
Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri doktor, biri de santralcidir.
Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadasi sorar "Niye ögretmen de diğerleri degil?" diye. Temel de ona döner:
-Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "su an mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Hadi bir daha tekrarliyalim...
PARAŞÜTÇÜ
Temel Nato da havaci olarak askerligini yapiyormus. Komutan askerlere parasütle nasil atlanacagini ögretmis.
- "Uçaktan atlayinca birinci ipi çekeceksiniz. Parasüt açilmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açilmadi, o zaman Meryem Ana ya dua edeceksiniz."
Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker parasüt açilmaz, ikinci ipi çeker yine açilmaz. O sırada yere yavas yavas süzülen komutaninin yanindan geçerken sorar:
- "Komutanim, komutanim.. O karinin adi neydi ?"
BANKA SOYGUNU
Temel ile Dursun Amerika da yasarlarken paraları bitmiş ve bir banka soymayı kafalarına koymuşlar. Gece yarısı olmuş, Dursun ve Temel kapıları açıp içeride kasaları aramaya koyulmuşlar. Temel bir kasa görmüş, açmışlar ve içinden bir kase muhallebi çıkmış. E bu kadar uğraştık boşa gitmesin demişler ve bunu Temel afiyetle yemiş. Daha sonra bir kasa daha görmüşler ve onu da açmışlar bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemiş. Tabii ikisi de sasırmış koca bankada nasıl para olmaz diye ve orayı terk etmişler. Ertesi gün gazetelerde manşet : "Dünyanın en büyük Sperm Bankası soyuldu!..
INTIHAR
Dursun birgün ormanda gidiyormus. Temeli bir agaca belinden bagli sekilde bulmus. "Napiyosun Temel" demis Dursun; Temel de "Intihar ediyorum" demis.
Dursun "Benim bildigim öyle intihar edilmez; o ipi beline diil boynuna bagliyacaksin" demis. Temel de: onu da denedim; az daha boguluyodum...
KARISININ AŞIĞI
Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber vermeden erken dönünce karisini evde baska bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde tasidigi tabancasina davranan Temel, yatakta yakaladigi adami alninin ortasindan vurur. Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken, karisi haykirarak üzerine atlar:
- Dur Temel im, kiyma kendine!..
Temel, sinirden titreyerek haykirir:
- Sus kaltak, sira sana da gelecek!.
TEMELIN ARABASI
Temel Dursun a arabasının öyküsünü anlatıyordu :
Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köseye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasını aldım.
Dursun : iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı.
2 KATLI OTOBUS

Bir gün Temel le Dursun 2 katli otobüsle yolculuk ediyomus. Temel cep telefonunu çikartip alt kattaki Dursun u aramis.
- Orada havalar nasil Dursun kardesim?
- Bizim söför uyumus otobüs kendi kendine gidiyo valla Temel cigim...
- O dabirsey mi Dursun? Bizim katta söför bile yok. Otobüs kendi kendine gidiyo...
TATBIKAT
Temel ile Dursun bir gün parasüt tatbikatina katilmislar. Diger paraşütçüler gibi onlarinda uçaktan atlama siralari gelmis ve kendilerini bosluga salıvermisler. Temel in paraşütü açilmis ancak Dursun un ki açilmamis.
Dursun Temel e :
- Ula Temel bu meret açılmayi da!..
Temel :
- Ula Tursin yardimci parasüti aç usagum!..
Dursun yardimci parasütü açmaya çalismis fakat o da açılmamis ve Dursun Temel e :
- Ula Temel bu merette açilmayi.
Temel :
- Bos ver usagum nasul olsa tatbikattayiz...
Savaşta Lazlar düşmana el bombası atıyorlarmış.
Düşmanda bu bombaların pimlerini çekerek gerisingeri Lazlara atıyorlarmış.
Cemal iki tane piyango bileti almis. Temel karşı çikmis,
- Manyak Cemal, Niye içi tane altın? Buyuk ikramiye bi tane.
TRAMPLEN
Temel izmir'de efes Otel'e gitmis. "Yüzme havuzuna cittim, peni attılar" demiş. Nedeni sorulunca,
- Havuza isedum, demiş.
- Amaan herkes işiyor, seni niye kovdilar, denince Temel söyle cevap vermiş"
- Tramplenden isedum.
NISANLILIK
Ikiside yetmiş yaşlarında olan Temel ile Fadime kendilerini bildi bileli nişanlıymışlar.
- Artik evlenmeliyuz, demis Fadime.
- Amaan, kim alayı bizi bu yastan sonra, diye cevap vermiş Temel.
Temelin esi evden kaçar,Temel Çok kızar ve gider kendine yeni bir es bulur.
Daha sonra gazeteye ilan verir,yeni eş aldığımdan eskisi hukuksuzdur.
BENZERLIK
Temel bi gun kasketini evde unutup kahveye gitmiş. Cemal temeli görür görmez acik başını sıvazlamış ve:
- Hayrettur, senin pasun karimin popsuna penziy, demiş.
Temel'de basini ilk kez yokluyor gibi sivazlamis,
- Ula Cemal haklisun. Tam tamina penziy...
Lazlar yeni bir paraşüt icat etmişler: Yere çarpınca açılıyormuş....
İPİ GEVŞETUN
Temel bir gün idama mahkum olmuş.''Son bir dileğin varmı''
diye sormuşlar. ''yok'' demiş. İpi kafaya geçirmişler ve sandalyeye vurmuşlar. Temel ''uy uy'' diye bağırmaya başlamış. Bir dileği var diye asmayı bırakmışlar.Temel demiş ki
''son pir tileğim var ipi gevşetun!"
EV YANDİ !!
Temel Askere gidiyor . Askerden döndügünde yolda Dursunu görüyorr.
- Temel : Dursun Babam neriyedu?
- Dursun: Temel Baban Öldüü.
- Temel : vah vahhh. Mezari neerde?
- Dursun: Tabutla götürürlerken suya düstü kayboldu
- Temel:Annem nerde peki Dursun?
- Dursun: Annende babamin ölümünden sonra hep agliya agliya öldü
- Temel: ula Dursun desene söndü ocagim
- Dursun: Yok ben giderken hala eviniz yaniyordu.
SÜMERBANK
Temel uçakla Amarika’dan dönüyormuş. Temel’i ajanlar karşılamışlar.
Ajan ceketini açıp:-FBI, demiş.
Temel de ceketini açıp:-Sümerbank, demiş.
Temel biyolojiden bitirme ödevini pireler hakında vermektedir.Verdiği rapor aynen şöyledir.
Deney 1: -Pireden bir bacak koparıldı- Zıpla dendiğinde zıpladı.
Deney 2: -Pireden bir bacak koparıldı- Zıpla dendiğinde zıpladı.
Deney 3: -Pireden bir bacak koparıldı- Zıpla dendiğinde zıpladı.
Deney 4: -Pirenin son bacağı koparıldı- Zıpla dendiğinde zıplamadı!
Sonuç: Dört bacağı da koparılan pire duyamıyor!
ASKERİ HEYET :)
Bir Turk askeri heyeti Amerika'ya davet edilmis, kendilerine oradaki askeri tesisler ve modern silahlar tanitilmis. Son gittikleri askeri uste Amerikali yetkililer bizim subaylara lazerli silahlari anlatmis:-Bu gördüğünüz lazer dürbünüdür. Bu ise lazerlerle hedefini bulan son model fuze sistemimiz. Şu ise önümüzdeki yıl silah piyasasina girecek olan lazerli top...
Heyette yer alan Karadeniz kokenli bir subay mudahale etmis:-Lazerli top bizde de var...
-Nasil olur demiş Amerikali yetkili, bu top henüz bizim ordumuzda bile hizmete girmedi. Sizde nasil olur?
Vardi yoktu derken bizimkiler lazerli topu gormeleri icin Amerikalilari Turkiye'ye davet etmis. Kisa sure sonra bir Amerikan heyeti Ankara'ya gelmis. Turkiye'de lazerli top bulundugunu iddia eden subayimiz, Amerikalilari almis Topcu Okulu'na goturmus. Basinda bir nobetcinin bekledigi birinci dunya savasi'ndan kalma topu gostermis.
-Iste lazerli top... Amerikalilar gülmüs,
-Topu gördük de, demisler, lazer nerede?
-Hemen yaninda, demiş bizimki, topun yaninda nobet tutan er, lazdir...
TEMEL YAZAR OLDİ :)
Temel yazar olmak istiyormuş. Buna "İyi bir yazar olabilmen için içinde aşk, intikam, dehşet ve felsefe olan bir roman yaz!"demişler. Temel eve kapanmış. İki yıl sonra saç baş dağılmış vaziyette yaklaşık yediyüz sayfalık bir roman yazmış.
Romanın adını sormuşlar: ''Klopatra'yı kim vurdu?'' demiş.
Demişler ki:''İyi hoş, bunda her şey var da felsefe, derinlik, sufilikle ilgili birşey yazmamışsın!" Bunun üzerine Temel gene eve kapanmış. Bir iki yıl Temel'den gene ses yok.
Uzun zaman sonra saçı başı dağınık vaziyette, bu sefer bin sayfalık kalın bir roman yazmış. Adını sormuşlar: ''Allah Allah Klopatra' yı kim vurdu? demiş.
TEMEL ALIŞVERİŞTE :)
Temel ile Dursun birgün bir alışveriş merkezine gitmişler.
Alışverişleri bitmiş, kasaya doğru giderlerken Temel birşey unuttuğunu söyleyerek geri dönmüş. Birkaç dakika sonra Temel elinde 5 koli dolusu Orkid alarak gelmiş.
Dursun sormuş: "Haçan napacasun pu orkidleri?" Temel:
-Bununla denize cirebilisün, atlayıp zıplayabilüsün, pisiklete pinebilisun..."
İLK DENEYİM
Temel ile Dursun ilk cinsel deneyimlerini yaşamak için 2 Rus bayanla tanışıyorlar. Beraber otele gidiyorlar.
Bayanlardan biri Temel'e dönerek "bizim meslekte de bazı kurallar vardır. Prezervatif takmadan yapmam!
Biliyorsundur hamile mamile kalırım" der. Temel de kabul eder ve işi bitirirler. Üç ay sonra Temel Dursun'un evine gider ve şöyle der: "ula Dursun, karular hamüle kalursa kalsun, sıkuldum artuk çıkaracağum bu prazervatufu"
Amerika ile Sovyetler arasında meşhur füze bunalımı günleri. Kruşçef, Küba 'ya gelecekmiş. Kübalılar toplanmışlar, bir jest yapacaklar. Ülkenin en iyi ressamını çağırmışlar. Bir tablo yap adı da "Kruşçef Küba 'da" olsun demişler. Ressam itiraz etmiş:
- Ben adamı görmedim bile. Nasıl yaparım "Kruşçef Küba 'da" diye atmasyon bir resim, demiş.
Tesadüf bu ya, bizim Temel puro almaya Havana 'ya gelmiş o günlerde. Olayı duymuş.
Ben sizin istediğiniz tabloyu bir sandık puro karşılığında yaparım. Kübalılar bu işi ucuza kapattıklarına memnun kabul etmiş. Bir hafta sonra Temel, elinde tabloyla çıkagelmiş. Tuvalin üzerindeki örtüyü hızla çekivermiş. İşte tablonuz ! Fakat o da ne ? Tabloda yatakta iki kişi al takke ver kulak bir vaziyette.
- Bu ne, diye gürlemiş Kübalılar. Bu kadın da kim ?
Kruşçef 'in karısı.
- Peki bu adam kim ?
Kruşçef 'in uşagı.
- Ulan hani Kruşçef nerde ?
Kruşçef Küba 'da !
Adı herifler, Üç kişi geldiler
Üstüme üstüme geldiler
Ya paranı ya namusunu dediler
Beş kuruş verdiysem şerefsizim
Laz otobüs muavini olmus ve yolculuk öncesi kaptan söför Laz muavini arka sinyal lambalarini kontrol etmek için otobüsün arkasina yollamis ve çalisipçalismadigini söylemesini istemis. Bunun üzerine otobüsün arkasina giden Laz muavin oradan bagirmaya baslamis :
-Çalisiyor, bozuldu, çalisiyor, bozuldu...
VAHŞİ BATI !!
-Temel ve Dursun Vahşi batıda her Kızılderili kafası başına 100 $ dolar verildiğini duyarlar ve hemen hazırlıklarını yapar ve Amerika’ya giderler. Günlerce Kızılderili izi sürerler fakat bir türlü bulamazlar. Artık umutları tükenmek üzeredir. Bakarlar olacak gibi değil ertesi gün geri dönmeye karar verirler. Akşam uyurlar. Sabah Temel uyanır uyanmaz etrafına bakar ve Yüzlerce Kızılderili savaşçısı görür. Bunun üzerine usulca Dursun’a sokulur ve:

-Kalk Dursun! Zengin olduk der.

Dört kişilik avcı gurubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar.
Temel: - Yatın yere, tavsan deliği !

Bütün avcılar yere yatarlar. Gercekten bir muddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar karşılarına.
Temel: Yatın yere, tilki deliği!
Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar.

Temel: -Yatın yere, ayı ini !
Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. iyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar.
Temel: - Uşaklar ne çıkacağını bilmiyorum. Ama Yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza ! Ertesi gün gazetelerde manşet:
Dört avcı tren altında can verdi...

Abdürezzak:
- Temel hadi Picassonun sergisine gidelim. Temel:- Yok hocam ben gelmiyorum. Abdürezzak:
- Neden yaw. Picasso dünyanın en iyi ressamıdır. Temel:- Hocam gelirdim ama ben italyanca bilmiyorum.

Geri Sonraki Fıkralar